2010-2011 sezonu futbol şampiyonu   Leave a comment

  hepimize kutlu olsun 🙂

Posted 27 May 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with

2010-2011 sezonu bayan voleybol şampiyonu   Leave a comment

  hepimize kutlu olsun 🙂

2010-2011 sezonu erkek voleybol şampiyonu   Leave a comment

   hepimize kutlu olsun 🙂

Posted 24 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with

her şeye rağmen şampiyon…   Leave a comment

  hepimize kutlu olsun 🙂

patnos’ taki fenerli çocuklara yardım edelim   Leave a comment

Fenerbahçelileri ağlatan mektuplar

hürriyet internet sitesinde okuduğum haber resmen ağlattı beni. haydi sevgili taraftarlar, kullanılmış da değil, yeni kitaplar yollayalım çocuklarımıza…

haberin linki burada: 

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/17591461.asp?gid=362

“gülşah erkaya sert” isimli bayan tarafından yargıya verilecek fenerbahçeli taraftarlara duyuru!   4 comments

bayanın son yazısını buraya kopyalayıp yapıştırdım:

“Korkunun Fener’e faydası yok

Gaziantep maçı sonrası yazdıklarım bir kısım Fener taraftarını fena kızdırmış.

Beni ve gazetemi ahlaki değeri oldukça yüksek! mail ve mesajlarla baskı altına almaya çalıştılar. Bu mesajların içinden ahlaki değeri en yüksek! olanlarla sanal değil yasal ortamda mutlaka görüşeceğimizin müjdesini şimdiden verip bu konuyu kapatalım.

En yakınımdaki bazı arkadaşlar bile ceza alan bir hakemi nasıl olup da bu kadar beğendiğimi sorguladılar. Ostatta iki tartışmalı verilmeyen penaltı pozisyonu ve bir de tartışmalı verilmeyen gol vardı. Ülkemizin pek çokspor yazarı ve hakem yorumcusu bu pozisyonlarda fikir birliğine varamadı. Hakem de inanmadığı için bunlarıvermedi. Bu kadar tartışılan pozisyonlarda hakem ortamdan ve camianın gücünden korkup o pozisyonlardatersi karar verse kimse “Niye verdin” demezdi. Ama Göçek kolaycılığa kaçmadı. İnanmadığı için vermedi. Eğerkötü niyetli olsa maçı tam da gerektiği kadar uzatmaz, 3 dakika ile işi bitirir ve Fener’de +4’de gelen golle aldığı 3 puanı alamazdı.
Benim için hakemin çok doğru kararlar vermesi kadar, (önyargı olmadan) inandığı kararları her ortamdaverebilecek cesarete sahip olması önemlidir. Göçek’te de bu cesaret vardı. Ancak O’nun gösterdiği cesareti bazıları gösteremedi. Göçek’i Fener camiasının tepkisine ve bazı yorumcuların velvelesine kurban ettiler.Kendilerini kutluyorum!
Burada benim aldığım tepkilerin asıl sebebi hakeme verdiğim destek ya da bazı Fenerbahçe seyircisinin Aziz Yıldırım’ı yanlarına getirtecek kadar zıvanadan çıkmış olmalarını eleştirmem değildi. (Oradaki bir avuç kendinibilmezin, koskoca bir camianın başkanını kameralar önünde o hale getirecek kadar kulüplerini seviyor(!) olmaları da ayrıca sorgulanması gereken bir konu.)
Ama bu tepkilerin asıl sebebi Gaziantep’in uyguladığı akılcı taktiği ifşa ederek, Fenerbahçe’nin bundan sonrakirakiplerini uyandırmış olmam ve bu konuda da yüzde yüz haklı konumda durmamdı sanırım. Fenerbahçe’yetehlikeli noktalarda duran top vermezseniz, Fener’in korner sayısını minimuma indirirseniz en az bir puanı alırsınız. İşte asıl acıtan nokta da burası galiba. Ben iddia ediyorum ki Fenerbahçe bu oyun anlayışı ile sezonsonuna kadar en az 5 (yazı ile beş) puan kaybeder. Tabi rakipleri, Gaziantep’in bu maçta uyguladığı taktiğiaynı başarı ile uygulayabilirlerse.
Korkunun ecele faydası olmadığı gibi Fener’e hiç yok. Bu yüzden Fenerbahçe acilen gol atmanın başka yollarını bulmalı. Yoksa şu an kuvvetle muhtemel görünen şampiyonluklarını bu zaafa kurban verirler.

Ayrıca bu maçta hakemi beğenmiş olmam Gaziantepli dostların da hoşuna gitmedi. Ne Ali’ye ne de Veli’yeyaranamadığımıza göre demek ki doğru yoldayız. Demek ki haklıyız.
NOT: Eşi görülmemiş tepki ve mail yağmuru karşısında yanımda duran gazetemin tüm yöneticilerine veözellikle de Fenerbahçeli olduğu halde, destek olan Meriç Tunca’ya teşekkür ederim…”

…………………………………………………..

yazının tamamı bu…

savcılığa ya da mahkemeye gitmek zorunda kalan olursa, bu agresif bayana karşı kendinizi, “Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun” un “yayın yasağı” başlıklı 16. maddesinin 2. fıkrasına göre savunun.

madde metni şu şekildedir:

“MADDE 16. – Spor müsabakalarını canlı olarak yayınlayan yayın kuruluşu ile diğer yazılı ve görsel yayın kuruluşları, bu Kanunun amacına aykırı nitelikteki afiş, pankart, söz, fiil ve davranışları yayınlayamaz. Canlı yayın halinde vuku bulan yasak söz, fiil ve davranışlar, haber amaçlı da olsa birden fazla yayınlanamaz.

Basın ve yayın organları; söz, yazı veya davranışlarla spor kulüplerini, taraftarlarını, spor adamlarını şiddete, kulüpler arası husumete veya suça teşvik edici eylem ve davranışlarda bulunamaz, eleştiri amacı dışında aşağılayıcı yorum veya haber yayınlayamaz.”

…………………………………………..

bu duruma bir kanıt olarak da, ilgili yazısının başlığında kullandığı “ballıbahçe” teriminin, bağlı olduğu yayın kuruluşu tarafından değiştirilmesini ve yazısının içeriğinde “çirkinbahçe” terimini kullanmasını gösterin.

bakalım adalet nasıl tecelli edecek…

not: aslında biz bu bayanı savcılığa şikayet etsek daha doğru olur…

başka bir not: bu kadın “meriç tunca” diyor ama asıl destekçisi fatih çekirge imiş. böylelikle fatih çekirge’ nin de hangi hoca kılıklılarla bağlantılı olduğu ortaya çıkmış oluyor. gerçi zaten bilmesi gerekenler biliyordur. zamanı gelince fatih çekirge ile birlikte gönderilecek tayfadan olduğu anlaşıldı. fazla takılmaya gerek yok 🙂

Posted 19 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with

helal para   1 comment

fenerbahçe-ülker arena spor ve yaşam kompleksi…

fenerbahçe…

türkiye’ de spora yatırımın adresi.

biz fenerbahçeliler fedakar taraftarız. biliyoruz ki, fenerbahçe için harcadığımız paralar boşa gitmeyecektir. biliyoruz ki, fenerbahçe için harcadığımız paralar, bu ülkenin çocuklarına gidecektir. bu ülkenin aydınlığına gidecektir. bu ülkenin geleceğine gidecektir.

bir amatör spor kompleksi inşa etmekle olağanüstü bir iş yaptın fenerbahçe. başkaları devletten ödenek, yardım, kıyak bekleyip dururken, sen kendi tesislerini kendin inşa ediyorsun. sen dağ köylerinde düzenli olarak çocuklara forma, kılık-kıyafet, kırtasiye, top, oyuncak dağıtıyorsun. memleketin her yerinde açtığın spor okulların ile, gariban ama spora yetenekli çocukları eğitiyorsun. kulübün ile, derneklerin ile, taraftarın ile türkiye’ nin aktif faaliyet gösteren en büyük sivil toplum örgütü oldun. bu emekler, ileride medya ve kamuoyunu elinde tutmaya çalışan birkaç zavallı ve suiniyetli yazar-çizer-yorumcu bozuntusunun da sonunu getirecek elbette. milyonlarca fenerbahçe taraftarının daha adım adım yetişmekte olduğu bu ülkede, ileride bu ardniyetlilerin hepsi tasfiye edilmek zorunda kalınacak. çünkü büyüyen bu tek yumruk, onlara iş verenlerin kafalarında finans çöküntüsü olarak patlayacak. sadece biraz sabır. 

kızımın gittiği tarafsız devlet okulunda, bahçede onlarca fener formalı çocuk görüyorum. tek tük bile başka forma taşıyan çocuklara denk gelmeden hem de. ne mutlu fenerbahçeye ki, ülkemin çocuklarını memleketin en değerli, en doğru, en namuslu kulübüne yönlendirmesini biliyor. devletin bile erişemediği yerlere, “fenerbahçe televizyonu” olarak gidiyor, çocuk sevindiriyor. 

fenercell’ im limiti aşmış, her konuşmam fazla yazıyor, yazsın. kızımın birkaç tişörtü, eşofmanı var, bir sürü fener lisanslı okul araç-gereci, kırtasiyesi var, ama ben yine de bir iki tane daha alayım, bulunsun. kızımın sınıf arkadaşlarına da alıp hediye edeyim, çocuklar bayram etsin. fenerbahçe dergisi her ay evime geliyor, gelsin. fenerbahçe kartlarımızın süresi dolmuş, acilen yenisini talep etmeli, gönderilsin. kombine alınsın, maça gidilsin. bu harcamalar için başka harcamalardan kısılsın. markada fenerium tercih edilsin. çünkü bütün bu fedakarlıklar boşa gitmez, bilinsin.

fedakarlık da sayılmaz aslında. kaliteli bir yaşam için gerekli olan eşyalar mı alınacak? fenerde en kalitelisi var. her konuda, her alanda tüm ihtiyaçlar, fenerbahçe kulübünden en güzel dizayn şeklinde sunuluyor zaten. o markadan ya da bu markadan daha az çeşitte, daha düşük kalitede, veya daha pahalı değil.

işte bu yüzden, evde yumurta bile kalmamış ise, gidip fenerbahçe ülker arena alışveriş merkezinden almanın hesaplarındayım şimdi.

alınsın…

helal olsun… 

eylül ayından itibaren sevgili taraftarlarımızla fenerbahçe ülker arena spor ve yaşam kompleksinde  bol bol takılmak üzere… 🙂

Posted 19 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with

ışıl alben’ in yeni iki yıllık gs kontratı ve fenerbahçe’ nin önümüzdeki iki garanti şampiyonluğu   1 comment

ışıl alben resimleri

bu haberi okur okumaz  “heyooo!” dedim valla. ya gs doğru düzgün bir oyun kurucu bulsaydı? 

maçı baştan sona dikkatlice izledim ve düşündüm ki, gs’ de ışıl alben yerine etkili bir oyuncu olsa idi kaybetmemiz riski doğabilirdi. zira hatun oyun kurmaya çalışmaktan ziyade, fareye öykünmüş kedi gibi dolanıyordu ortalıkta.

bayan basket milli takımımızın oyun kurucusu sevgili birsel vardarlı ile mukayese kabul götürmez elbette ama birsel’ i izlerken karşısında ışıl’ a bakan biri, “bunun sahaya girmesine kim izin vermiş” falan da diyebilirdi hani. o kadar yani…

bir de çıkmış, “fenerbahçeli oyuncularla onlara yardım edenleri, yani emeği geçen herkesi tebrik ederim” gibi saçmalamış. geçen sene bir ara da, fenerin buna transfer için astronomik ücret teklif ettiğini falan yazmış iyi mi? “hadi ordan” dedik geçtik elbette. ve sitesindeki “ışıl alben ne olsun sizce?” başlıklı ankette, bazı seçenekleri koymayı unuttuğunu farkettik. o seçenekleri burada yazmayalım şimdi.   

son zamanların moda olan söyleme tarzı ile; ışılcık, bastıbacık, sarı civciv kardeş, sen önce sahte doping raporları ile fener’ den yollanan diana taurasi ve penny taylor takımda olsaydı ne halt edebilirdiniz onu söyle. gerçi söylemesen de olur. biz zaten cevabı iyi biliyoruz. sonuçta her zamanki gibi kaybettiniz ve yine fenerbahçe şampiyon oldu. hazmetmeye alış artık…

Posted 18 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with ,

burak yılmaz’ ı kim tutmaz?   Leave a comment

hemen cevap veriyorum: yatış takımları olan beşiktaş, galatasaray, bursaspor, gaziantepspor defansçıları tutmaz. hatta burak gol atabilsin diye yardımcı da olurlar. bir de hakemler tutmaz tabii ki.

burak’ ı kimin tutup kimin tutmayacağı neden önemli? çünkü şu anda ligimizin en kıymetli forvet oyuncularından biri olan burak yılmaz için avrupa kulüpleri sıraya girmiş (!). galatasaray-trabzonspor maçını izleyen stoke city teknik patronu tony pulis, maçın ardından tuncay şanlı’ yı aramış ve: “haftalardır şans bulamamana rağmen şu halinle bile hepsinden 5 gömlek daha iyisin. en az 5 sene daha avrupa’da oynarsın. sakın türkiye’ ye dönmeyi düşünme.. buradaki futbolu gördükten sonra senin onlardan farklı olduğunu daha iyi anladım. izlediğim kadarıyla burada benim beklentilerimi karşılayabilecek bir futbolcu yok” demiş. fakat A milli takım teknik direktörümüz guus hiddink ne yapmış? milli takımda nalları toplayan burak yılmaz’ a tam not vermiş(miş). iyi mi? iyi değil mi? 🙂

burak yılmaz hem beşiktaş’ ta, hem de fener’ de oynamış fakat hiçbir kayda değer iş yapamamış bir kazulet futbolcu aslında… bu iki takımda barınamayan burak, şimdi trabzon’ da yıldızlaştı. neden acaba? melih şendil tarzı tayfaya göre trabzonda sosyal hayatı kısıtlıymış, şehrin desteği ona iyi gelmiş bla bla bla. trabzonda sıfır sosyal hayat olduğu fikrine şahsen ben de yürekten katılıyorum. avrupalı yıldız futbolcu getirememelerinden belli zaten. öyle ya, bakan ve ödenek desteğini de arkasına alan trabzonda maddi sorun yok ki futbolcu transfer edemesin. ama az gelişmiş bu şehrimize gelmek ve orada yaşamak isteyen bir yıldız bul bulabilirsen.

burak meselesi öyle değil ama. burak trabzonda parladı çünkü parlatılıyor rahat rahat. trabzon şampiyonluğa oynadığından beri ligin şerefli takımları ile şereften yoksunları arasındaki fark ortaya çıktı.

ilk  devre avni aker’ de trabzonun üçüncü golündeki üç metre ofsayt; hakemlerin alışıldık, bilindik, her zamanki ayıbı aslında da, kadıköy’ deki 2-0′ lık fenerbahçe galibiyeti temiz, net… son haftalardaki oyunlarına baktığımız zaman, trabzon fenerbahçe’ nin yanından bile geçemiyor, geçemez de. iddia ediyorum ki, kalan 10 maç trabzon ile fenerbahçe arasında yapılsa idi, 7 fenerbahçe galibiyeti, iki beraberlik ve bir de tesadüfi ya da ballı bir trabzon galibiyeti şaşırtmazdı. ha ama 10 fenerbahçe galibiyeti de olabilirdi. zira önceki galatasaray maçı, dünkü bursa maçı derken, trabzonspor kimi uyutmadı ki? 🙂

şimdi sırada trabzona yatmayacağını umduğumuz ve beklediğimiz takımlar var. eskişehirspor, fenerbahçeye yenildi diye trabzon yalakaları çeşit çeşit ima peşinde. yalnız biraderler, ikinci devre trabzon feneri yenebildi mi ki eskişehir yenebilsin? sonuçta değil eskişehirspor, trabzonspor dahil herhangi bir takımın fenere mağlup olması çok normal çünkü iyi top oynuyor fener. ama ligdeki herhangi bir takımın trabzona mağlup olması düşündürücü çünkü trabzon sadece sahada geziniyor, top mop oynamıyor.

neyse bütün bu sürecin sonunda diyelim ki trabzon şampiyon oldu. doğrudan şampiyonlar ligine gitti. misal diyoruz elbette. bir kere avrupadan iyi futbolcu transfer edemez. o şehirde parayla bile yaşamak istemiyor iyi futbolcular. sonra takımı aslında iyi değil. çok fazla desteklendikleri için iyiymiş gibi bir hava estiriliyor medyada.  şampiyonlar ligindeki hakemlere alışamayacaklar. ve orası elbette ki uefa’ dan canı sıkkın liverpool’ un trabzona yedekleri ile gelip 1-2 alıp gittiği maça benzer maçlara da sahne olmaz. ciddi ciddi futbol oynanıyor orada. ve şimdiden belirtmek istiyorum ki, trabzon bu şekilde hak yiyerek şampiyon olur da şampiyonlar ligine giderse, umarım hezimetler alır. bunu neden çok istiyorum? türk futbolundaki şu üç büyüklere karşı olan zihniyetin kırılması için. seneye de gaziantep şampiyon olsun ve avrupa onları da bir güzel benzetsin. ve bu türden hezimetler, “biraz daha anadolu takımı” diyenlere girsin. zira üç büyüklerde yapılan onca masraf, onca emek, gösterilen onca gayret, sadece anadolu kulüpçülerini tatmin etmek için. yeter ki onların egoları şişsin.

Posted 18 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with ,

erman toroğlu’ nun öküz gözü yüzüğü ile gül(lü)şah erkaya sert’ in tasma irisi küpeleri arasındaki alaka   2 comments

               

dün gece bir rüya gördüm…

gökten bir dev indi, “dile benden ne dilersen, ya gerçekleştiririm, ya da gerçekleştirmem” dedi. “h…tir lan devsen devliğini bil, cinsen de cinliğini! o ne öyle, “ya gerçekleştiririm, ya da gerçekleştirmem?”” diye çemkirmiş bulundum yüzüne. fakat bunları söyler söylemez de bin pişman oldum zira gökten dev iniyor yahu, minik bir karıncacık değil ya! “kusura bakma dev abi, şu gülşah erkaya sert ile erman toroğlu şahısları sinirlerimi bozdu bizim hakemi de yendiğimiz maçtan sonra da o sebepten şeetmiştim. ve farkındaysan, bir sağa bir sola dönüp duruyorum, rahat bir uyku tutmuyor galip geldiğimiz halde. halbuki uykusu kaçanın onlar olması lazımdı değil mi?” diye toparlamaya çalıştım. dev bana alaycı alaycı güldü. öyle güldü ki, gülüşünden yüzbinlerce güllüşah erkaya sert ve erman toroğlu saçıldı sandım kafama kafama. ne cefa ama…

bir süre öylece gürültülü gürültülü gülüp duran dev aniden ciddileşip suratıma gürledi: “dur bi hele şu maçı digiplus mekanizmasından izleyip sana döneceğim” diyerek uzaklaştı adeta exosphere’ e savrulan bir fırtına edasında… “ulan” dedim kendi kendime; “40 yılda bir rüyana bi dev gelmiş, dile birşeyler, belki yaparım” diyor, sen kalkmış güllüşah erkaya sert, erman toroğlu diyorsun. yav bari bi şampiyonluk dileseydin ya… nasılsa bu ittifaklara karşı şampiyon olma şansımız, devin bu dileğimi gerçekleştirme şansından daha küçük. belki kabul ederdi vs vs”.

neyse devin maçı izlemesini beklerken başka bir uyku düzeyine geçmişim. devi mevi hatırlamıyorum o bağlamda. işte tam o düzeydeki uykumda, başka bi rüya görmeye başladım. iki tane dev irisi halka küpe ile bir tane görgüsüz boyutlarda yüzük, halkaların içiçe geçmesi bazında karışmışlar, sarmaş dolaş, bir türlü ayrılmıyorlar. aha bu güllüşah küpelerinden tutmuş, erman da yüzüğünden, çekiştirip duruyorlar kan ter içinde. aslında bu hoşuma gitmişti. kabus olması lazımdı ama yine de güzel tarafları vardı. güllüşah bir yandan ermanın o iri saatine de vuruyor, “seni aziz yıldırım kovdurdu ligtv’ den, benim suçum ne, bırak küpelerimi!” diye bağırıyordu. erman da “asıl senin küpelerin benim yüzüğüme dolanmış, bu hürriyet sitesinde de bana komplo var, ikimizin yazısını yanyana koydurmuşlar, madem yan yana resmimizi koyuyorlar, o zaman çıkaracaksın kardeşim küpelerini, dev gibi takılar takma ayrıcalığı sadece bana aittir. sen kim oluyorsun ki, ben dururken koca koca takılar takıyorsun? vs” diye yırtınıyordu. işte tam bu sırada, maç izlemeye gitmiş olan sinirli dev, tsunami yayılganlığında bir rüzgar gibi olay yerine intikal ediverdi. “susun uleyynn!” diye gürledi. hepimiz, olduğumuz yerde kalakaldık ve deve baktık. gerçi ben zaten olayın başından beri “kalakalmış” vaziyetteydim ya… neyse sonra dev beni yüzünde acıyan bir ifade ile bir süre süzdü. bana karşı o alaycı, agresif halinden eser kalmamıştı. müşfik, sevecen bir sesle ve usul usul dedi ki; “kardeş şu maçı izledikten sonra sen ne dilersen yapmak isterim ama bu federasyonla bu ittifakçılar ve bu medyaya karşı benim de gücüm yetmez. o sebepten dağların ardında var bir umut, sen de bu rüyayı unut” dedi ve geldiği yere doğru yitip gitti. rüya işte… yalnız devin dediğini yapamadım. rüyayı pardon kabusu unutamadım 😦

not: ben bu yazıyı yazdıktan sonra güllüşahla ermanın arasına ercan saatçinin yazısını koydular. aferin hürriyet.com.tr sitesine 🙂

Posted 17 Nis 2011 by mescalinia in Fenerbahçe

Tagged with ,