tff tahkim kurulu kararlarını yargıya intikal ettirmede bir yöntem önerisi
öncelikle bu tahkim kurulunu adeta kraliyet makamına çeviren pek bir demokrasi aşığı iktidarımızın çıkardığı yasadaki hükme bakalım. bakalım ki, bu iktidarın işine gelmediği zamanlarda nasıl hukuksuz ve de anti-demokratik uygulamalara imza attığını da anlamış olalım.
05.05.2009 tarih ve 5894 sayılı TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN’ un 4. maddesidir efenim, aynen şu hükmü içerir: “Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz.”
çok açık değil mi?!
“yüksek askeri şur’a kararları neden yargı denetimine tabi değil” diye böğürenler, işlerine geldiği zaman yargı denetiminden kaçıracakları yerleri çok iyi biliyorlar. sakın onların “bizden önce de böyleydi” demelerine de bakmayın, aldanmayın. kendilerinden önceki köklü devlet gelenekleri ile anayasamızın en temel ilkelerini bile yıkan, yıkmakta olan, yıkmaya uğraşan camiaların savunması olamaz elbette bu saçma sapan açıklama.
sonuçta tahkim kurulunun adaletsiz ve menfaatçi kararlarını yargı denetimine götürmenin ya da en azından kamuoyu tartışmalarına açabilmenin yolu ise, naçizane fikrimce bu kurul üyelerini şahsen, ayrı ayrı hedef alarak o kurulda yaptıkları her iş için kendilerine nitelikli şekilde hakaret etmektir. “şahsen, ayrı ayrı hedef alarak” diyorum, çünkü eğer siz de kulüp yöneticisi, sporcu ya da ucundan kıyısından tff denetimine tabi herhangi bir kişi iseniz, kurulun bütününe yönelik açıklamalar yaptığınızda sadece tff mevzuatına tabi tutulursunuz.
o yüzden de şahsi fikrim, aziz başkanımızın, açıklamalarının hedefi bakımından yanlış yaptığı yönündedir.
boşverecekti “federasyon” ya da “hakemler” demeyi.
cezalar adil mi değil? işte o cezaları veren kişileri ismiyle anması daha hayırlı olurdu. o da mahkumiyet alır (ya da ben) evet selçuk dereli olayında olduğu gibi, fakat en azından “haksız tahrik” maddelerinin işletilmesi için kurul kararlarını bilirkişiye yollatmayı başarabilirdi.
doğrudan kurullardan isim verip, “şu kişi, şu şu şu konularda, şu şu şu menfaatlerinden dolayı taraflı ve yanlış karar vermiştir. emsal gözetmemiştir, bu durumlar da benim kendisine küfretmeme sebep olmuştur. ortada ağır ya da hafif sonuçta bir haksız tahrik vardır ve bunun tespiti için bahsettiğim konuların bilirkişiye yollanmasını isterim” demesinin ( ya da dememizin) yeterli olduğuna inanıyorum. hakaretten bir mahkumiyet, iki mahkumiyet olur belki ama sonunda bunların verdikleri kararlar da belli süreçleri kapsayacak şekilde bilirkişilere gider nasılsa. aman yalnız bilirkişilerin galatasaray camiasından olmaları yüksek olasılık. bu yüzden de seçilecek bilirkişiler konusunda itiraz mekanizmasını iyi kullanıp ille de tarafsızlarını istemek çok önemli.
farkındayım ki uçuk bir mücadeledir burada bahsettiğim. fakat ne demişler, “kimi zaman ışığı görmek için karanlığa katlanmak gerekir”.
ve belki artık çok uzamış da olsa nihayetinde ışığa ulaşacağımız bir karanlık süreçtir bu inşallah.
atatürk galatasaraylıymış
diyor galatasaray.
hem de bu adnan polat ve ekibi!
aman birileri duymasın yoksa galatasarayı tutmaktan vazgeçer.
ulu önder atatürk “ne mutlu galatasaraylıyım diyene” de demiş olabilir mi acaba?
“ne mutlu Türküm diyene” dediğini biliyoruz ya…
yalnız acaba bunlar bu kanıya nereden vardılar? yoksa Atamızın “nutuk” unda “mekteb-i sultani’ nin koridorlarındaki faaliyetlerden” övgü ile bahsettiğini mi zannettiler ki?!
………………………….
gerçek beşiktaşlılar ve beşiksaraylılar
babam sıkı beşiktaşlıdır.
çocukluğumdan beri galatasaraya yakınlık duyduğunu hiç görmedim, duymadım. ne de fenerbahçeye. babam gibi eskinin beşiktaşlılarında görülmüş değildir bu durum. fakat şimdinin beşiktaşlıları öncelikle galatasaraylılar. nereden mi belli oluyor?
elbette ki beşiktaş futbol takımının fenerbahçeye deli gibi oynayıp galatasaraya kuzu kesilmesinden değil sadece. beşiktaş taraftar forumlarından açıkça anlaşılıyor bu durum. ve tahminimce, o forumların yönetimini de galatasaraylılarla beşiksaraylılar ortaklaşa yapıyorlar.
geçenlerde forza bjk da takıldım biraz. maşallah küfrün bini bir paraya. antu.com’ da en hafifini ettiğiniz anda “nopost” cezası alacağınız küfürler burada gırla gidiyor.
ama kime?
öncelikle fenere tabii ki. sonra yeri geldiğinde federasyona, hakemlere, bir kısım medyaya vs. ama kesinlikle galatasaraya değil.
neden acaba?
eskinin beşiktaşlılarına anlatsan anlamazlar bu durumu. yani artık beşiktaşın bağımsız bir spor kulübü olmayıp galatasaray’ ın manda ve himayesine girdiğini söylesen, “hadi ordan! en gururlu, en “bir başına”, en “sağlam duruşlu” kulüptür bizimki” diye kızar köpürürler. fakat durum böyle işte. taraftarları ortak, siteleri ortak, yönetimleri ortak ve neredeyse kadroları bile ortak olacak.
diyarbakırspor maçına ve beşiktaşlıların ırkçılığa karşı pankart ve tezahüratlarına geleceğim şimdi de.
bu beşiktaş, doğu-güneydoğudan (allah korusun) şehit geldiği zaman saygı duruşlarında en fazla bağıran taraftardır aslında “şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye. ya da en fazla bağıran oldukları imajını verir beşiktaşlı yeteneksiz görüntü yönetmeni musa çözen. fakat bağırırlar sonuçta. ve forumlarına bakarsan eğer, pek bir vatan-millet-sakarya edebiyatı da yaparlar.
peki nerden icabetmiş beşiktaşlıların diyarbakırspor maçındaki ırkçılık karşıtı söylemleri?
e cevabı çok kolay! diyarbakırlılar fenere gıcık ya, galatasaraya malum nedenlerden dolayı çok sempatik ya, beşiktaş da galatasaray kulübünün arka bahçesi, kuyruğu falan ya, işte o yüzden fenere gıcıklığa katkıda bulunmak için yapıyorlar o türden gereksiz tezahüratları. zira ne alakası var yani ırkçılıkla bizim milletin? ırkçı olsaydık bugün bu memlekette azınlık durumuna düşmezdik herhalde. bunu da en iyi beşiktaşlılar bilir(miş) aslında. dediğim gibi, maçlardaki “şehitler ölmez, vatan bölünmez” tezahüratlarından anlıyoruz bunu. en fazla onlar bağırıyorlarmış bu şekilde forumlarının yalancısıyım da, o sebepten şeettiriyorum burada.
ırkçılığa hepimiz karşıyız elbette. en azından bölücülük yapanlardan daha fazla. e bölünme isteği de kendilerini bütünün parçası hisseden dünya vatandaşlarından gelmiyor herhalde?! ırkçının, faşistin alası olan insanların işidir bölünmeye çabalamak. hem de sömürmeye devam ederekten bölünmeye çalışmak!
beşiktaş taraftarı ile galatasaray taraftarını bir tutuyoruz biz fenerliler. sözde ölü, alemci, kötü futbolcuların takımı ve fakat an itibarıyla ikisinin de üzerindeki fenerbahçenin, “tam bağımsız” taraftarı. sırtını ona buna yaslamayan, onunla bununla birleşmeye ihtiyaç duymayan, bir başına yürümeyi becerebilen, ürün satışı ve marka olabilmekte diğer ikisinin toplamını ikiye, üçe, dörde, beşe katlayan, adam gibi taraftar olan fener taraftarı.
babama anlatsam üzülür aslında bugün beşiktaşın, “tam bağımsız kulüp fener” e karşı galatasarayın stratejik ortağı olmakla yarımlaşan, çeyrekleşen halini…
anlatmıyorum o yüzden.
aziz yıldırım sayesinde biraz para yüzü gören, kadro kurabilen ezik ama kasap anadolu takımları
iyi geldi hepinize değil mi aziz yıldırım kulüpler birliğine başkan olduktan ve yayıncıdan sizler için ekstra gelir kopardıktan sonra takımlarınızı donatmak ve aziz başkan’ a bu nedenle düşman olan yayıncının şirret yorumcuları tarafından inanılmaz derecede pohpohlanmak?!
üstüne yine aziz yıldırım’ a düşman federasyon ve pembe yanaklı hakemleri tarafından gözetilip kollanmanızdan dolayı verilmeyen penaltıları, sizlere hediye edilen ofsaytları ve de habire faulle kesilen, haksız kırmızı kartlarla atılan yıldız oyuncuları ile düşürülüp kesilen fenere karşı habire maç kazan(dırıl)mak? sonunda fenerli futbolcuları moralden, çaptan, formdan düşüren sistem sayesinde yükseldiğiniz maçlarda kendinizi bir b.k sanmak?!
vay be sizler ne oldunuz böyle anadolu kulüpleri?
başından beri diyorum ki, ne işi var başkanımızın “bunların hakkını hukukunu savunacam” diye “ezikler birliği” ne başkanlık edip durmakta?
bırak yayıncı vermesin o eziklere fazladan!
bırak yayıncının yorumcuları yesinler tıka basa!
bak o zaman nasıl “aziz yıldırımcı” kesiliyorlar?!
bu “ezikler birliği”, babalarının hayrına mı aziz yıldırım’ ı oybirliği ile başkan seçtiler?
yoo! ne münasebet ya?!
kulüpleri borç batağında yüzerken yayıncıdan bunlara ayakta durabilsinler diye ekstra gelir akıttığından elbette! bu uğurda “sevimsiz olmayı” göze aldığından, cümle medyayı kızdırmaya aldırmadığından, adnan bolat ve yıldırım demirören gibi “banane ezik anadolu kulüplerinin ayakta durmasından? yayıncı onların başkanlarının ceplerini doldursun, böylelikle seslerini kessinler, ben de işime bakayım bir şekilde” derken o anadolu kulüplerini de adam edelim diye yırtındığından…
bir nevi hamallık yaptı yani aziz başkan.
aziz başkanım şimdi gereğini yaptın işte!
“boşver, yayıncıdan kulüplerin aldığı payı da indirin” derim naçizane.
fenerin gelirleri malum. bir yayıncıya kalmadık herhalde.
madem ki hakemler feneri eziyorlar, feneri kesiyorlar her daim, ve bu ezikler karşılarında bir feneri görünce kasaplaşıyorlar, o kadar teknik oyuncuya tekme, krampon allah ne verdiyse geçirmeye ve sakatlamaya bakıyorlar, bırak bunun karşılığında doğru düzgün ücret alamamaya başlasınlar da bu dünyada fener dışında da meseleleri olduğunu hatırlayıversinler!
bırak batsınlar aziz başkan biz fenerlilere ne?
kutluyorum sizi bu kararınızdan dolayı. umarım döndürmezler.
beşiktaşa başarılar diliyorum
aslında avrupa kupalarında en sevmediklerimden biri de olsa, kararlı şekilde takımlarımızı tutarım ama son zamanlarda şu galatasaray konusunda tereddüt ediyorum.
neyse o ayrı bir mesele.
bu akşam memleketimizin fenerbahçe gibi aydınlık yüzlerinden biri olduğuna inandığım beşiktaş futbol takımımıza manchester united karşılaşmasında başarılar ve en aşağı bir beraberlik diliyorum.
tüm içtenliğimle…
imralının sevdalısı, aponun dışkı yiyicisi, Türkiye düşmanı avrupa! şimdi de memleketin aydınlık yüzü Fenerbahçe düşmanlığı mı yapmaya başladın?!
şimdi bir bahis ve şike meselesi çıktı ve zürriyet denen eskinin gazetesi şimdinin şantaja maruz kalmış paçavrasında habire sarı-lacivert uefa topunun eşliğinde bombardıman edilip duruyor fenerbahçe maçlarının isimleri.
hayır bu gastemsi nesnenin internet sitesine dönüp baktığında porno ve fenerbahçe aleyhine yayından başka bir şey olsa gam yemeyeceğiz. memleketin esaslı meselelerine dair yani. ama yok işte sadece pornografi, tayyip erdoğan yalakalığı ve de fenerbahçe aleyhtarlığı var. başka bir numaraları yok gastecilik niyetine.
galatasarayın avrupadaki kayırılma olayının imralı sempatisinden olduğunu bilmeyen de yoktur aslında.
ha bir de fettullah mı, fetullah mı, fethullah mı her neyse işte etkisinin memleketimizde estirdiği gerici ve anti-Türkçü rüzgarların ve bu rüzgarlara yelken açmış malum kulübün avrupadan aldığı destek de bunun bir ekstrası, bonusu zaten.
memleketimin aydınlık yüzü fenerbahçem ise, dünya kulübü olma yolunda ne etnik, ne de cemaatsal faaliyetlere yanaşmadı ya, sadece kendi taraftar imkanları ile en modern avrupa kulüplerinin tesis ve gelir seviyesine yaklaşmaya başladı ya, avrupada onca “hakem tarafından kesilme çabalarına” rağmen çeyrek final oynamayı başardı ya, yine avrupada henüz bismillah kritik bir penaltı alamadığı halde etnik yandaş ve cemaatçi unsurları bakımından ecnebinin sevgilisi olan gs’ ye kritik anlarda penaltı dahil kıyaklar yağdırılmakta ya, (bkz. geçen sezon hertha berlin-galatasaray olmayan son dakika penaltısı), şimdi de habire fenerbahçe maçlarını şikeye bulaştırma gayretleri var.
gözüne battı mis gibi kulübüm, avrupanın!
gözleri çıksın inşallah!
hiç inandırıcı değilsin abdullah öcalanın, nam-ı diğer itbaşının hayranı avrupa hem de hiç!
eğer sorununuz gerçekten de adalet dağıtmak ise bölücü uefa, ben sizin yerinizde olsam daha başka bir yere bakmadan önce, ilk önce, en başta galatasaray maçlarına bakardım. bir de hakemlerine. ve fenerbahçe maçları ile kıyaslardım. neden galatasaray maçlarında yabancı hakemlerin hep gs lehine kararlar verip rakiplerine saç-baş yoldurduklarını ve fenerbahçe maçlarında da tam tersini yaşattıklarını sorgulardım mesela.
bu arada aziz başkan yabancı hakem istediği zaman hep acı acı gülüyorum.
değişmez ki başkanım hakemler bu pkk ve ermeni itbaşı yanlısı avrupadan gelecek olduktan sonra ve bir de dünya futbolunun başkanı fransız olunca!
ha unutmadan, o sarı-lacivert topla “top olma özelliği bakımından” soydaş ol e mi zürriyet spor servisi sorumlusu!
mehmet cansun birader, allahaşkına sen ne diyosun??
ne utanmaz arlanmaz ve de yüzsüz adamlarsınız ya!
bir torba dolusu laf söylemiş, hepsini topla incir çekirdeğini doldurmaz.
neymiş, cemal nalga olayında bilgi ve belgeler neden fener maçından sonra ortaya çıkmış?!
oyak renault itirazında neden ortada yoklarmış?
sana ne ya? bilgi belge bendeyse, sana mı soracam ne zaman ortaya çıkaracağımı?
hayır senin kafana takılan soruları anladık, anlamadık değil de, fenerin derdi değil ki bu dediklerin.
kendi kulübün gs’ nin içinde dönen bir takım dolaplardan şüphe ediyorsun o da belli de, git kendi kulübünün toplantılarında öt medyaya konuşup duracağına!
mesela yarın divan kurulunuz toplanıyormuş işte git orada anlat derdini?! ne diye rahatsız edip duruyorsun ki kamuoyunu?
belki kulübünün içinde köstebek var, belki adnan polatı artık istemiyorlar, belki adnan polatı poşulu halde ve sırıtık sırıtık gören liseliler bu işe bozulup onu aşağı indirmeye karar verdiler?! bu yüzden de ne zamandır elde ettikleri yönetim aleyhtarı bilgi ve belgeleri sırası geldikçe ortaya çıkarıyorlar?!
anladık kulüp içinde dönen dolaplar olduğunu hissetmişsin ve bu seni çok rahatsız etmiş (ya da mutlu etmiş) de bütün bunların fenerle ne ilgisi var?
bence iyi yapmışız eğer önceden biliyor idikse de mağlup olduğumuz olaylı maçtan sonra itiraz edip bunları ortaya çıkarmakta. aldık mı hükmen galibiyeti? aldık! tamam hadi artık daha da bize bulaşmayın!
zaten eski ve halihazırda düşman yöneticilerimizle işi baya pişirdiğinizi gözlemliyoruz, bir de her lafınıza feneri dolayarak asabımızı bozmayın!..
oh ya ben de arasıra böyle galip gelelim istiyorum.
ayrıca özellikle futbolda haluk ulusoy gs’ ye ne verdiyse aynılarını istiyorum. (o zor ihtimal ya!)
neyse bu konularda yazacağım daha…
beşiktaşa yenildik, bu sene kesin şampiyonuz :)
geçen sezon derbilerin tamamını almayı başarmamıza rağmen dördüncü olduğumuza göre, bu sene arada verebileceğimiz bir iki derbi maç, şampiyonluğumuzun garantisidir
8 yorum